top of page

Anıtsal Yapılar ve Telaşa Düşen Rüzgarlar

Güncelleme tarihi: 2 Haz 2023

Anıtsal yapıların üzerinize düşen gölgesinin altında gezinirken, rüzgar bir kolunuzun altından girip, belinizi sarıp, öbür kolunuzun altından çıkıp gittiğinde; bir anda tüm dikkatinizi çalıp, sizi arkasından baktırdığında ünlü heykeltraş Auguste Rodin’in sözünü hatırlayın:

“Büyük katedrallerin çevresinde her zaman böyle rüzgarlar olur. Onların görkemi ile telaşa kapılan, ıstırap çeken bir rüzgar ile kuşatılırlar.”

O katedral diyor, ama siz alın bunu ruhu olan, başı göğe değme niyetinde olan tüm anıtsal yapılar için düşünün. Benim aklıma ilk gelen Süleymaniye Camii oldu. Onun avlusunun Haliç'e bakan kısmında yürüyüp de bu rüzgarların varlığını inkar edebilen olur mu? Onun görkemi ile telaşa kapılan, ıstırap çeken bu rüzgarları....

Bu açıklama ile her şey bir nebze olsun açıklığa kavuşur. Görkemden başınız dönerken yalnız değilsinizdir, rüzgarlar da sizinle aynı hissi paylaşır.

Şansımıza Rodin vardır; rüzgarın dilini anlar, duygusunu hisseder, adını koyar. Ve bizi sarıp sarmalayan bir şeyin üzerinden bilinmezlik örtüsünü çekerek ona bir anlam yükler; katedrallere ve rüzgara bir ilişki atfeder.

Bu onun uzun sanat hayatının, bakmaktan öteye geçip görmeyi öğrenmiş gözlerinin; dokunarak algılama ya da görme yeteneği kazandırdığı parmak uçlarının, formların, yapıların çağrışımlarını adlandırabilme becerisinin nihai sonucudur.

Bu onun hayatının adeta meyvesidir.

Hikayesi küçük bir çocukken sınıfın penceresinden saatlerce izlediği Saint Pierre katedrali ile başlar. Esas eğitimini pencereden seyrettiği bu katedralden aldığını söyleyen Rodin, “Sonsuz bir imgeleme dalıştı” der bu seyretme eylemi için. Rachel Corbet onun dikkatini çekenleri şöyle aktarır:

“Onu ilgilendiren eserin dinsel işlevi değildi, duvarlarında yazılı hikayelerin, içindeki esrarlı karanlığın, hatların, gölgelerin ve ışığın insan bedeni gibi ahenkli bir denge içinde olmasıydı. Merkezinde kalp biçiminde bir salonu vardı, omurga gibi uzanan uzun nefi nervürlü bir tavanla hapsedilmiş, payandaları adeta uçarcasına kollar veya kanatlar gibi açılmıştı. Manş Denizi’nin şiddetli rüzgarlarıyla sallanan dengeleyici sütunlar, Rodin’e insan vücudunun denge sağlamak için sürekli kendini doğrultmasını anımsatıyordu”

Bakarken bir bina değil adeta canlı bir vücut görüyordu. Aynı tutum bir başka açıdan Mimar Sinan'da da vardı, o da insan vücudunu bir bina gibi görüyor, ona vücûd sarayı diyordu.

Katedral mimarisinin Rodin'e verdiği ilk eğitimden sonra, etten ve kemikten hocaları oldu. Bir tanesi biçimin temelleri konusunda ustalaşmaları gerektiğini “ancak bu sayede bir gün onları kırabileceklerini” söyledi. Böylece Rodin hayatının bir bölümünü sanat eserlerine saatlerce bakarak geçirdi. Baktıkça görmeye ve gördüğünü kavramaya başladı. Artık çağrışımlar netleşmişti:

“Hafifçe kavisli bir çizgi sükunet duygusu mu yaratıyor? Yoğun gölge endişe mi uyandırıyor? Belirli renkler anıları mı tetikliyor?” Artık bunların bir cevabı vardı.

Sonra Rodin sanat eserlerinden insan bedenine geçiş yaptı. Ona göre insan bedeni “Yürüyen bir tapınaktı.” Ve insan bedeni modellemek “onu bir katedral inşa etme duygusuna yaklaştıracak tek şeydi” Bir tıp müzesi onun yeni durağıydı; hastalıklı uzuvları özellikle de birçok el formunu kilden yonttu; o kadar başarılıydı ki yaptıklarına bakan doktorlar heykeller üzerinden hastalıkları teşhis edebiliyorlardı.

Sonra gözünü doğaya çevirdi, baktığı ve yonttuğu tüm yapraklar ona çok önemli bir şey öğretti: önemli olan düzgünlük değil derinlikti.

Sonraki durağı ise hayvanlardı; bur durakta mükemmel bir usta ile karşılaşmıştı ve ondan büyük bir ders alacaktı. Bu sefer öğretmeni ünlü hayvan heykeltraşı Antoine-Louis Barye idi. Barye üzerinde biraz durmakta fayda var çünkü o “Hayvanat bahçesinin Michelangelosu” olarak tanınıyordu ve heykelleri için hayvanları incelemekte sınır tanımıyordu. Ne zaman hayvanat bahçesinde bir hayvan ölse ona otopsi yaparak kendi çizimlerini yapmak için olay yerine giden ilk Barye olurdu. Arkadaşı tarafından yapılan şu iki cümlelik çağrı, yeryüzünde coşkuyu anlatan en iyi ifadelerdendir: “Aslan öldü. Koşarak gel.” Kim bir aslan öldü diye bu kadar heyecanlanır ki? Tutku daha iyi nasıl ifade edilebilir?

Bir gün Rodin, Barye imzalı bir çift bronz tazı heykeline bakarken adeta bir aydınlanma yaşadı: “Tazılar koşuyorlardı. Bir orada bir burada bir saniye bile aynı noktada durmuyorlardı” Sanatın onun için ne ifade ettiğini bulmuştu: “Hareketsiz bir şeyde devinimin nasıl ifade edileceğiydi.” Bu aydınlanma onun gözlerini keskinleştirdi ve kendi üslubunun önünü açtı: artık “Koldaki bir kıvrımı ya da omurganın bükülmesi gibi küçük jestleri algılamaya ve bunları yeni büyük ölçekli devinimler olarak yansıtmaya başladı.” Ve yansıttığı tüm bu devinimler, onlarla gelen ham duygular diğer genç sanatçıların ruhunu şekillendirmeye başladı.

Tüm bu yolculuk, onun görüşünü derinleştiren yıllar, hocalar, objeler, insanlar ve tesadüflerden sonra Rodin başladığı yere tekrar döndü: Katedral’e. Hayatındaki tek kitabı da katedraller hakkında yazdı. Ona göre Katedraller dünyaya kutsallığın yansımasını getiriyorlardı. Gündüz ve gece onun içinde oturdu, mahzeninin “eseri güçlendiren muazzam bir gölge olduğunu, çanların geçip giden bulutlarla aynı ritimde çaldığını” fark etti. Herkesin bu yapıları kendi gözleri ile görmesi gerektiğini söylüyordu çünkü fotoğraf dokuna duyusuna sahip değildi, oysa gözler okşayabilirdi. Tüm bunları yazarken o kadar heyecanlıydı ki notlarını gömleklerinin koluna alıyordu. Görüyor, hissediyor ve duyumlarını son bir güçle somutlaştırıyordu.

Ve işte ondan bize bir sürü eserinin yanında bir armağan olarak kendi “görme biçimi” kaldı.

Şimdi bir anıtsal yapının devasa gölgesi altında uçarı rüzgara kendinizi kaptırırken, ona Rodin’in gözleriyle bakın, rüzgarda Rodin’in duyumsadıklarını duymaya çalışın ve bırakın dünya bir dakikalığına taşların ve rüzgarların birbirlerine karşı hissettikleri ile dolu, inanılmaz bir yer olsun…


*Tüm alıntılar Rachel Corbett tarafından yazılan “Hayatını Değiştirmelisin” kitabından…


 
 
 

1 Yorum


Maide KARZAOĞLU
Maide KARZAOĞLU
03 Haz 2023

Muhteşemdi!!

Beğen

Mekanın Ruhu Bloga Abone Olun

İletişim bilgilerinizi bırakın ve blog yazılardan, turlardan ilk siz haberdar olun.

Teşekkürler!

Mekanın Ruhu 

Tüm Turlar TURSAB A9463 numaralı Mia Travel seyahat acentesi ile düzenlenmektedir.

©2025, Mekanın Ruhu.

bottom of page